1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Balıkçılar Tevfik Fikret

Konusu 'Şairlerden Şiirler' forumundadır ve Aşk'a İnanmışt'ı tarafından 17 Nisan 2017 başlatılmıştır.

  1. Aşk'a İnanmışt'ı

    Aşk'a İnanmışt'ı Genel Yönetici Staff Member

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    22.387
    Beğenilen Mesajları:
    2.135
    Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...

    - Olur;
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...
    Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hâlâ
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döverdi sahili binlerce dalgalar asabi.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zirâ
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
    - O gitmek istedi; 'Sen evde kal! ' diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizâz-ı hâsirine
    Bakıp sükût ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine.
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cûşan
    Bir ihtilâc ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    ilerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid!
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayâl-i sefid
    Eliyle engini güya işaret eyleyerek
    Diyordu: 'Haydi nasibin o dalgalarda, yürü! '

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; 'Yürümek,
    Nasibin işte bu! Hâlâ gözün kenarda... Yürü! '
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor:
    Kenarda üç gecelik bâr-ı intizâriyle,
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle,
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...

    Tevfik Fikret
     

Sayfayı Paylaş