1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

meme kanseri saptanması ve tedavisi nasıl planlanır

Konusu 'Kadın Sağlığı' forumundadır ve Aşk'a İnanmışt'ı tarafından 11 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Aşk'a İnanmışt'ı

    Aşk'a İnanmışt'ı Genel Yönetici Staff Member

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    23.247
    Beğenilen Mesajları:
    2.145
    Bulunduğu Yer:
    ŞANLIURFA
    Tuttuğu Takım:
    GALATASARAY
    Skype:
    fehmi56397
    DCIS (Duktal Karsinoma İn situ)
    İnvaziv safha
    Koltukaltı lenf bezleri
    İlaç tedavisi

    Memede kanser saptandığı zaman tedavi planlanmadan önce yapılacak ilk iş, bazı tetkiklerle kanserin vücudun başka bir yerine sıçrayıp sıçramadığının araştırılmasıdır. Akciğer röntgen filmi, karın ultrasonu, , CEA ve CA15-3 kan tahlili, ve kan sayımı gibi tahliller yapılmadan hiçbir şekilde tedaviye başlanmamalı. Bu tetkikler sonucu vücudun herhangi bir yerinde kanser tespit edilirse, tedavi tamamen farklı bir şekilde yönlendirilir.


    Tedaviyi planlarken çeşitli faktörleri göz önüne almak gerekiyor. Öncelikle kanser süt kanalı dışına çıkmış mı? çıkmamış mı? sorusunun cevabını bilmek gerekiyor. Bu cevap patoloji raporunuzda belirtilmiştir. Eğer kanser kanal dışına çıkmış ise raporda invaziv veya infiltratif kelimesi ile belirtiliyor. Örneğin invaziv duktal karsinom, infiltratif lobular karsinom gibi.

    Eğer kanser süt kanalının dışına çıkmamış ise Ductal Carcinoma İn Situ kelimelerinin kısaltılmışı olarak (DCIS) raporda belirtilir.

    Cerrahi Tedavi
    Memede kanser saptandığında ilk tedavi cerrahidir; fakat bazı durumlarda bu sıra değişebilir.

    Duktal karsinoma İn Situ (DCIS) (Kanser süt kanalının dışına çıkmamış)
    Kanalın henüz dışına çıkmamış olan bu kanser tipi, genellikle kanser daha ele gelecek büyüklüğe ulaşmadan çekilen mamografi ile saptanıyor. Kanser kanalın dışına çıkmadığı için vücudun hiçbir tarafına yayılmamıştır. Bu nedenle hastalık çok erken safhadadır. Hastalık DCIS da 0. Evrededir. Eğer yeterli tedavi yapılmaz ise kanser % 35- 50 oranında kanalın dışına çıkıyor ve invaziv veya infiltratif tip dediğimiz gruba geçerek vücuda yayılmaya başlıyor.

    DCIS da eğer tümörün çapı 4 cm den büyük ise veya tümör memede birkaç farklı yerde bulunuyor ise önerilen tedavi memenin tümünün alınması şeklinde.

    Bu safhada kanser kanal dışına çıkmadığı için koltuk altındaki lenf düğümlerine atlamamış kabul ediliyor ve koltuk altı lenf düğümlerini almaya gerek olmuyor. Fakat büyük tümörlerde çok küçük bir bölgede kanser kanal dışına çıkmış olabilir ve fark edilmemiş olabilir. Bu nedenle meme alınıyorsa, koltuk altındaki lenf düğümlerinin bir kısmı da birlikte alınıyor.

    Eğer kanserin koltuk altındaki lenf düğümlerine atladığı saptanırsa, artık kanser invaziv tip, II. Evre oluyor.

    Tümör büyüklüğü fazla değilse ve tümör sadece bir noktadan başlamış ise, sadece tümörün bulunduğu bölge çıkartılabilir veya; memenin tümü alınabilir.

    Bu evrede (evre 0) radyoterapi uygulanması bazı kriterlere bağlı. Bu kriterler arasında tümörün hücresel yapısı, grade dediğimiz durumu ve diğer başka faktörler sayılabilir.

    Bu hastalar eğer memenin tümü alınmış ise, yılda bir kez muayene ve diğer memeye yılda bir kez mamografi çekilmesi şeklinde takip ediliyor. Eğer memenin bir kısmı alınmış ise, 3 yıl süresince yılda 2 kez muayene ve yılda bir kez mamografi çekilerek takip ediliyor.

    İnvaziv evre
    Bu safhada artık tümör süt kanallarının dışına çıkmıştır. Bu safha bazı kriterlere göre kendi içinde farklı gruplara ayrılıyor. Eğer saptanan tümör ile meme başı arasındaki uzaklık 3 santimetreden az ise, meme başının da mutlaka çıkartılması öneriliyor. Böyle olunca memeyi korumanın fazla kozmetik bir anlamı kalmıyor; memenin tümünü almak daha uygun oluyor.

    İnvaziv safhada memenin tümü alınabilir veya bazı kriterler göz önüne alınarak sadece tümör ve çevresindeki kısım çıkartılabilir( lumpektomi) veya memenin bir bölümü çıkartılabilir(quadrenektomi). Memenin tümü çıkartılmadığı zaman (meme koruyucu ameliyat) mutlaka ameliyat sonrası radyoterapi uygulanması gerekiyor.

    Bölgeye radyoterapinin uygulanamayacağı durumlarda;
    § daha önce başka bir hastalık nedeni ile aynı yere radyoterapi yapılmış ise,
    § lupus, scleroderma gibi kollojen doku hastalığı varsa,
    § hasta gebe ise,

    radyoterapi uygulanamayacağı için memenin tümünün alınması gerekiyor.

    Memenin tümünün alınmadığı durumlarda kalan meme dokusunda hiç kanser kalmamalıdır. Ameliyat sonrasında hazırlanan patoloji raporunda cerrahi sınırlar temiz veya değil şeklinde bildiriliyor. Eğer cerrahi sınırlarda tümör saptanır ise, mutlaka tekrar ameliyat edilerek kalan kanserli dokunun çıkartılmalısı gerekiyor.

    Koltukaltı lenf düğümleri
    İnvaziv evrede memeye hangi ameliyat ( lumpektomi, quadrenektomi, mastektomi) yapılırsa yapılsın lenf düğümlerinin mutlaka incelenmesi gerekiyor. Bunun iki önemli nedeni var. Birincisi hastalığın evresinin belirlenmesi için önemli. Eğer koltukaltı lenf düğümlerine kanser sıçramış ise hastalık II. Evre (stage) veya daha üst evrelere geçiyor. Eğer koltuk altındaki lenf düğümleri birbirilerine veya çevre dokulara yapışık durumda ise, hastalık III. Evreye geçiyor. Hastalığın safhasına göre de tedavinin planı değişiyor. İkinci neden ise, koltuk altındaki lenf düğümlerindeki kanser hücrelerinin buradan vücuda dağılmamaları için cerrahi olarak alınmaları gerekiyor.

    Sentinal Lenf Nodu
    Koltuk altı lenf düğümlerinin ameliyat ile tümünün alınması daha ileriki dönemlerde bazı sorunlara yol açabildiği için önceden koltuk altı lenf düğümlerine atlama olup olmadığı araştırılır. Meme ameliyatı sırasında koltuk altındaki lenf bezlerine kanserin atlayıp atlamadığının bilinmesi gerekiyor. Bunun için memedeki kanserli bölgeye bir boya veya radyoaktif madde veriliyor. Daha sonra bu madde koltuk atındaki hangi lenf düğümüne gitmiş ise o lenf düğümü çıkartılıp patolojide inceleniyor. Eğer kanser hücreleri bu lenf düğümüne atlamış ise koltuk altındaki tüm lenf düğümleri çıkartılıyor. Eğer atlamamış ise koltuk altındaki lenf düğümleri çıkartılmıyor. Bu yönteme sentinel lenf düğümü araştırılması deniyor

    ILAÇ TEDAVİSİ



    Ameliyatla kanserli doku veya meme çıkartıldıktan sonra, kanser hücrelerinin vücudun başka bölgelerine gitmiş olma olasılığına karşı adjuvant kemoterapi denilen ilaç tedavisi ve/veya hormon (tamoksifen) tedavisi önerilebiliyor. Bu ilaç tedavisi, hastalığın tekrar etme olasılığını azaltmak için uygulanıyor. Bu tedavinin de uygulanıp uygulanmayacağı veya hangi tip ilaçların kullanılacağı bazı kriterlere bağlı.

    Eğer koltuk altındaki lenf düğümlerinde kanser saptanmamış ise, tümör 1 santimetreden küçük ise ve prognostik faktörler iyi ise (tübüler karsinom, medüller karsinom, nükleer grade I, hücresel grade I, ER ve PR pozitif, Her-2/neu(c-erbB-2) negatif gibi ) adjuvant (yardımcı) kemoterapi gerekmiyor (bakınız “hastalık nasıl seyreder” bölümü)(BAKINIZ.

    Tümörün büyüklüğü tedavinin planlanmasında önemli bir kriter olarak kabul ediliyor. Tümörün bir kısmı kanalın içinde, bir kısmı da dışında olabilir; böyle durumlarda kanalın dışına çıkmış olan kısım göz önüne alınıyor. Bir örnek vermek gerekirse, 5 cm çapındaki bir tümörde % 80 DCIS saptanmış ise tümörün % 80 kısmı kanalın içinde demektir ve göz önüne alınması gereken tümör büyüklüğü % 20 kanalın dışına çıkmış kısmıdır ve 5 cm çapındaki tümörün 1 cm kısmı göz önüne alınıyor.

    Eğer koltuk altındaki lenf düğümlerinde kanser saptanmamış ise, tümör çapı 1-2 santimetre arasında ise, hasta 50 yaşından büyük ise, tümör ER, PR pozitif ve Her-2/neu(c-erbB-2 negatif ise adjvunt kemoterapi uygulanmayabiliyor ve yerine tamoksifen denilen hormon tedavisi 5 yıl süre ile veriliyor ( bakınız tamoksifen uygulamaları). Ama ER, PR negatif ise, veya hasta 50 yaşından genç ise, adjuvant kemoterapi öneriliyor (bakınız adjuvant kemoterapi).

    Eğer koltuk altındaki lenf düğümlerinde hiç kanser saptanmamış ise, tümör çapı 2 santimetreden büyük ise, adjuvant kemoterapi uygulanması gerekiyor.

    Koltuk altında lenf düğümlerinin bir tanesinde bile kanser saptanırsa ameliyattan sonra adjuvant kemoterapi uygulanması gerekiyor.

    Yukarıda değindiğimiz durumlardan her hangi birinde memenin tümü alınmamış ise, ardından mutlaka radyoterapinin de tedaviye eklenmesi gerekiyor. Ama memenin tümü alınmış ise radyoterapiye gerek kalmıyor(bakınız radyoterapi).

    Eğer tümörün çapı 5 santimetreden büyük ise, koltuk altında saptanan lenf düğümleri sayısı 3 taneden fazla ise, kanser lenf düğümleri dışına çıkmış ise, ve bazı tümör ile ilgili kötü seyirli (lenfatik invazyon, yüksek histolojik grade) bulgular saptanmış ise ameliyatla meme alınmış bile olsa daha sonra adjuvant kemoterapiye radyoterapinin de eklenmesi gerekiyor.

    Eğer tümör 5 cm den büyük ise ve hasta memesinin tümünün alınmasını istemiyor ise ameliyattan önce kemoterapi (neoadjuvant kemoterapi) uygulanarak tümör küçültülmeye çalışılıyor (bakınız neoadjuvant kemoterapi). Eğer bu tedavi ile tümör küçülür ise meme koruyucu ameliyat uygulanabiliyor (bakınız cerrahi tedavi).


    Eğer koltuk altındaki lenf düğümlerine kanser atlamış ve bu lenf düğümleri birbirilerine veya çevreye yapışmış ise, tümörün büyüklüğü ne olursa olsun ameliyattan önce neoadjuvant kemoterapi uygulanması öneriliyor.

    Eğer tümör neoadjuvant kemoterapiye cevap verirse ameliyat ile memenin bir kısmı veya tümü çıkartılıyor. Eğer tedaviye cevap verip küçülme olmaz ise, farklı ilaçlardan oluşan ikinci bir kür kemoterapi uygulamasına geçiliyor. İkinci uygulamada cevap alınır ise ameliyat ediliyor. Yine cevap alınmaz ise radyoterapi uygulaması başlatılıyor.

    Eğer tümör deriye veya göğüs duvarına yapışıklık gösteriyor ise, deride kızarıklık, ödem gibi kanserin deriyi tuttuğunu gösteren bulgular var ise, mutlaka ameliyattan önce neoadjuvant kemoterapi uygulanması öneriliyor.

    Yukarıda sıraladığımız öneriler, tüm dünyada çeşitli merkezlerde kabul edilmiş olan uygulamaların özeti. Fakat her zaman her hasta için aynı program uygulanamıyor. Bu nedenle hekiminiz, hastalığınız ile ilgili kriterleri göz önüne alarak farklı bir planlama yapabilir, çünkü tedavinin planlanmasında kişisel farklılıklar ve istekler çok önem taşıyor.
     

Sayfayı Paylaş