1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Şehzade mustafanın öldürülmesi

Konusu 'Türk ve Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Aşk'a İnanmışt'ı tarafından 16 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Aşk'a İnanmışt'ı

    Aşk'a İnanmışt'ı Genel Yönetici Staff Member

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    23.235
    Beğenilen Mesajları:
    2.145
    Bulunduğu Yer:
    ŞANLIURFA
    Tuttuğu Takım:
    GALATASARAY
    Skype:
    fehmi56397
    [​IMG]


    Saray ve iktidar hırsı Osmanlı'ya mahsus bir şey değil. Kadınlar arası rekabetin yol açtığı entrikalar da. Sadece İtalyanların önde gelen ailelerinden Borgia'ları, ünlü Lukses'i hatırlamak bile bu hükme varmak için kâfi.


    Osmanlı hareminde yaşananlar için ise 'kışkırtılmışlık sonucu' demekte sakınca yok. Kışkırtan da meçhul değil, belli: 2. Mehmet, yani Fatih. Şayet Fatih, Osmanlı devlet yönetiminin esaslarını belirlediği ve kendisinden sonra asırlarca uygulanan Kanunname'sinde her padişahın tahta çıkışında erkek kardeşlerini öldürmesini kural haline getirmemiş olsa, hiç şüphe yok ki pek çok cinayet ve suikastın önü alınmış olurdu.

    Hürrem ve Mahidevran

    Kardeş katline izin veren kurala rağmen Kanuni dönemine kadar gelişmelere haremin fazla dahli olmadı. Saray kadınları 'mukadderat' diyerek kendileri için uygun görülenle yetindiler. Bu süreç Hürrem'le son buldu. O Topkapı Sarayı'na cariye olarak geldiğinde haremin hâkimi Kanuni'nin ilk eşi ve büyük oğlu şehzade Mustafa'nın annesi Mahidevran Hatun'du. Göz kamaştıran güzelliğiyle Kanuni'nin ilgisini çektiği şüphesiz.

    Cihan padişahının ona "Sure-i Velleyl okurdum dün nemaz-ı şamda/Zülfün andım dilberin, nitdim, ne kıldım bilmedim" diyecek derecede aşkla bağlandığına da.

    Şehzade Mehmet'in doğumundan sonra Hürrem'in onun geleceği konusunda telaşa düştüğü, Kanuni'nin ardından şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına mani olamazsa oğlunun öldürülmesini kaçınılmaz son olarak gördüğünü düşünmek için her sebep var. Babası Yavuz'un tahtı nasıl tehditle ele geçirdiğini bilen Kanuni'nin büyük oğlu konusunda evhama kapılmasını sağlamaktan ibaretti Hürrem'in rolü. İlk olarak büyük rakibi Mahidevran Hatun'dan kurtuldu. Hürrem'in şehzade hakkında dedikodu yaydığını işiten başhaseki öfkesinden deliye döndüğü bir akşam Hürrem'e saldırıp onu haremin koridorlarında sürüklemek gafletinde bulundu. Durumu öğrenen Kanuni gönlünü almak için Hürrem'i çağırdığında onun "Bende bakılacak yüz kalmadı." demesi yetti. Mahidevran o gece Topkapı'dan Kütahya'ya şehzade Mustafa'nın yanına sürüldü.

    'Tek kadın'lığa ulaştı

    Artık Hürrem tek kadınıydı haremin. Ve Padişah saray adetlerini kenara itip onun bir tür kraliçelik manasına gelen 'Haseki Sultan' sıfatını kullanmasına izin vermişti. "Celisi halvetim, varım habibim, mahı tabanım/Mahremim, varım, güzeller şahı sultanım/Stanbulum, Karamanım diyarı milketi Rumum/Bedehşanım ü Kıpçağım ü Bağdadım, Horasanım." dediği kadının her isteğini yerine getirmekten zevk alıyordu Kanuni. Güzel haseki de "Ey saba Sultanıma zarü perişan diyesin/Gül yüzünsüz işi bülbül gibi efgan diyesin." mısralarıyla karşılık veriyordu. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi emrini verişinde, sadrazam tayininde gözettiği onun telkinleri

    oldu. Hürrem sadece şehzade Mehmet beklenmeyen bir anda hastalanıp öldüğünde sarsıldı. Gelecek planlarını onun saltanat makamına geçmesi üzerine yapmıştı. İkinci oğlu Selim ve üçüncü oğlu Beyazıd arasında tercih yapmak zorunda kaldı. Ancak yaşlanmıştı. iki oğlu arasındaki taht savaşını,

    Beyazıd'ın öldürülmesini, Selim'in saltanatını göremedi.

    Safiye Sultan

    Hürrem hep Kanuni sonrası sarayda Valide Sultan olarak hüküm süreceği günlerin hayalini kurmuştu. Ancak yaşasaydı bile Selim'in erken ölümü üzerine tahta çıkan Sultan 3. Murad'ın eşi Safiye'yle yarışamazdı herhalde. Venedik'e bağlı Korfu Valisi'nin kızıyken korsanlar tarafından kaçırılıp Osmanlı ülkesine getirilen Safiye genç kızlığa adım attığı yaşlarda Manisa'da şehzade Murad'ın hareminin gözdesiydi. Ve onun ilk erkek çocuğunu dünyaya getirmiş olması dolayısıyla gözdeydi. 3. Murad o denli düşkündü ki Safiye'ye babası ölüp tahta çıkmak için İstanbul'a geldiği gece onun derhal başkente taşınması emrini verdi. Annesi Nur Banu'nun hayatının, oğlunun gözünü Safiye'den başka kadınlara çevirmeye çabalamakla geçtiğini söylersek abartmış olmayız. Ama Safiye kocasının başka kadınlarla gönül eğlendirmesini sorun etmedi. Murad'ın her eğlence gecesinin ardından bin bir özür dileyerek yanına geldiğini başta kayınvalidesi olmak üzere herkesin bilmesi ona yetti.

    Yıllar tek tek rakiplerini tasfiye etti Safiye'nin. Onun da en büyük hayali Valide Sultanlık'tı. Oldu da. Sultan Murad'ın ölümüyle büyük oğlu şehzade Mehmed tahta çıktı. Ve cülusuyla birlikte bütün erkek kardeşlerini öldürdü. Safiye'den tek bir itiraz gelmedi. Mehmed'i kendisine hayran yetiştirmişti, el'hak oğlu da onu yanıltmadı. İmparatorluğun en güçlü insanı oldu Safiye. Ondan habersiz tek bir tayin yapılmıyor her atama

    için ona hediye adı altında rüşvet veriliyordu. Adına rüşvet işlerini takip edecek bir ekip kurmuş, kabaca tarife bile belirlemişti. Onun para hırsı sarayda herkese bulaştı. Sadrazam Koca Sinan Paşa öldüğünde mirası 600 bin altın lira, 3 milyon gümüş akçe, 29 çekmece elmas, 62 çekmece inci, 30 iri elmas ve kilolarca kıymetli taş, altın sofra takımları, zırhlar v.s. idi ve bu, devlet soyularak edinilmiş servetti.

    Safiye durumu padişaha açıklayıp babaannesinden şikâyet ettiği için şehzade Mahmud'a düşman oldu. Bütün gücüyle, oğlunun tahta göz koyduğuna padişahı inandırıp katli için ferman çıkartmaya uğraştı. Ve bunu başardı da. 3. Mehmed annesinin kışkırtmasıyla evlat katili olduğunu anlayıp hayata küstü ve altı ay sonra öldü. Safiye torunu Ahmed'den yana umutsuzdu. Şehzadelerin kendisinden nefret ettiklerini biliyordu. 54 yaşındaki Valide Sultan'dan hayatı boyunca yaptıklarının acısını çıkaracak ve onu mumla aratacak bir namzet de yoldaydı.
     
  2. Aşk'a İnanmışt'ı

    Aşk'a İnanmışt'ı Genel Yönetici Staff Member

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    23.235
    Beğenilen Mesajları:
    2.145
    Bulunduğu Yer:
    ŞANLIURFA
    Tuttuğu Takım:
    GALATASARAY
    Skype:
    fehmi56397
    Kösem: Önde giden

    Safiye Sultan, torunu tahta çıkarken kendince tedbirliydi aslında. Sultan Ahmed daha 14 yaşındaydı, annesi Handan Haseki, kayınvalidesinin korkusundan oğluyla hiç ilgilenmemişti. Ama hiç kimse onun daha tahta çıkmadan, cülus hazırlıkları yapılırken sarayın izbe bir köşesinde gözüne ilişen kendi yaşında bir kıza gönlünü kaptıracağını da hesap etmemişti.

    3. Mehmed'in ölümü üzerine hareme çağrılan kadın hafızın yanında getirdiği evlatlıktı Kösem. Muhtemelen Rum asıllıydı. Sultan Ahmed onunla evlenmeden tahta çıkmamakta inat etti. Haremde biribirinden güzel kadınların olduğu anlatıldı, olmadı; sünnet olmadığı hatırlatıldı, tutmadı. "Şimdi nikâh yapılsın düğün sonra olsun" dedi.

    Osmanlı hanedan geleneğinde nikahlanmak yoktu ama "emir büyük yerden gelince" çaresiz herkes boyun eğdi. Karıkoca mutlu yaşadılar aslında. Sultan Ahmed ondan başka kadına bakmadı. Dindar bir insandı, dönemin evliyası Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri'ne bağlanmıştı. Fatih'ten bu yana hiçbir padişahın el süremediği kanunu o değiştirdi. Kardeş katlini yasakladı ve Osmanoğullarından yaşca en büyük erkeğin saltanat makamına geçmesini kural haline getirdi.

    14 sene sürdü

    Kösem'le aralarındaki aşk öylesine ateşliydi ki sarayın içinde birbirlerinden uzak kaldıkları zamanlarda mektuplaştıkları biliniyor.

    "Sabah yanımdan ayrılırken yüzünüz biraz buruktu, acaba sizi gücendirecek bir şey mi yaptım."; "Dünya işleriyle alakalı olarak çağrılınca elceğizimle yaptığım kahveyi yarım bıraktınız, ağlamaktan gözlerime kan oturdu." türünden notlardı hepsi.

    14 yıl sürdü bu sevda. 1. Ahmed midesinden rahatsızlandı ve beklenmedik zamanda öldü. Kösem acısını yaşayamadan hâkimiyetini yitirmeme mücadelesine atıldı. 4. Murad'ı tahta çıkarana kadar iki padişahı ihtilal üzerine ihtilalle safdışı etti. İlki 'Deli' lakabıyla anılan Mustafa'ydı, ikincisi Genç Osman. 4 Murad 13 yaşında tahta çıktığında Kösem resmen

    'Saltanat Naibi' oldu. Ve imparatorluğu yönetti. Padişahların kadın düşkünü

    olmaları yüzünden yaşananları bildiği ve Murad'ın, annesinin iktidarını sınırlayacak bir aşk macerası yaşamasından korktuğu için "Arslanım, padişahlar sureti ve siyreti mahbub nedimlerle bade-i gülfama iltifat

    edegelmişlerdir." (yüzü ve huyu güzel sadık erkek hizmetlilerle içip eğlenmeye) telkinleriyle yetiştirdi Sultan Murad'ı.
     
  3. Aşk'a İnanmışt'ı

    Aşk'a İnanmışt'ı Genel Yönetici Staff Member

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    23.235
    Beğenilen Mesajları:
    2.145
    Bulunduğu Yer:
    ŞANLIURFA
    Tuttuğu Takım:
    GALATASARAY
    Skype:
    fehmi56397
    Şehzade Mustafa nasıl öldürüldü?

    Şehzade Mustafa'nın tahta çıkması beklenirken boğdurularak öldürüldü.

    Mahidevran Sultan Kanuni'yle tahta çıkmadan önce Manisa valisi olarak görev yapmaktayken evlendi. Şehzade Mustafa, 1515 yılında babası Kanuni'nin Manisa Sancakbeyliği sırasında doğdu.

    Mustafa çok iyi eğitilmiş bir şehzade, çok cesur ve başarılı bir askerdi de aynı zamanda. Halk ve asker nezlinde de çok sevilirdi.

    Kanuni Sultan Süleyman, yaşı ilerleyince oğullarından hangisinin tahta çıkacağı yönünde bir çekişme başladı.

    HÜRREM MUSTAFAYI DEVRE DIŞI BIRAKMAK İSTİYORDU
    Hürrem Sultan, Kanuni'nin ilk oğlu Şehzade Mustafa'yı devre dışı bırakıp kendi oğullarından birini tahta çıkarmak için bir strateji izlemeye başlamıştı. Bu arada Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan'ı Rüstem Paşa ile evlendirdi.

    Daha sonra veziriazamlığa yükselecek olan Rüstem Paşa, Şehzade Mustafanın bertaraf edilerek yerine Hürrem Sultanın oğullarından birisini veliaht tayin ettirmesinde en büyük yardımcısı olacaktı.

    Her ne kadar hemen herkes Şehzade Mustafanın Kanuni sonrasında tahta geçmesinin uygun olduğunu düşünse de, Hürrem ve Rüstem Paşa Şehzade Mustafaya karşı müthiş bir kin duyuyorlardı.

    PARGALI İBRAHİM MUSTAFA'YI DESTEKLİYORDU
    Damat İbrahim Paşanın bir de Şehzade Mustafayı desteklemesi belki de ona en büyük düşmanını kazandırmıştı. Hürrem Sultan'ı. Hürrem Sultan bütün gücü ile Paşanın aleyhinde çalışıyordu.

    Paşanın Hatice Sultan ile ilgilenmediği, bazı cinayetleri gizlediği, hediye gönderilen Kuranı Kerimleri kabul etmediği, gizli hristiyan olduğu, devletin parasını müsrifçe harcadığı söylentilerine artık Kanuni de inanmaya başlamış ve eski dostu ile ayrılmanın vakti geldiğini düşünerek onu öldürtmeye karar vermişti.

    1536nın Mart ayında iftar için saraya çağrılan İbrahim Paşa, iftardan sonra bir odaya çağrılarak, daha sonra Şehzade Mustafayı da boğdurtmakta kullanılacak sağır ve dilsiz cellatlar tarafından boğduruldu.

    ORDU MUSTAFA'YI SULTANLIĞA UYGUN GÖRÜYORDU
    İmparatorluğun büyük başarılar elde ettiği bu dönemde bir yandan da taht kavgaları için için devam etmekteydi. Ordu, ulema ve meşayih Şehzade Mustafanın sultanlığının uygun olduğunu düşünüyordu.

    Veliahtlık meselesi ile ilgili dedikodular yapılmaya başlayınca, Kanuni yanındakilerin de teşviki ile Şehzade Mustafa'yı saltanat merkezine daha yakın olan Manisa sancakbeyliğinden alarak yerine Şehzade Mehmet tayin etti.

    ŞEHZADE MUSTAFA AMASYA'YA GÖNDERİLDİ
    Manisa sancakbeyliği, padişahın vefatı durumunda yerine geçecek şehzadeye ayrılan bir yer olarak bilinmekteydi. Burada sancakbeyliği görevini yürüten Şehzade Mustafa bir zaman sonra Amasyaya kaydırıldı.

    MAHİDEVRAN OĞLUYLA BERABER GİTTİ
    Gelenek olduğu üzere annesi Mahidevran Sultan da oğluyla birlikte Amasya'ya gitti.

    HÜRREM OĞULLARINDAN BİRİNİ SULTAN YAPMAK İSTİYORDU
    Manisa'ya ise, Kanuni'nin Hürrem'den olma ve Şehzade Mustafadan altı yaş küçük oğlu Şehzade Mehmet getirildi. Bunun anlamı, Hürrem'in oğullarından birinin sultan olması için yoğun bir çaba gösterildiği ve Kanuni'nin de bu etkiye direnemediğiydi.

    Tüm bunlar gerçekleşirken beklenmeyen bir durum ortaya çıktı. Kanuni'nin Şehzade Mustafa'ya tercih ettiği Şehzade Mehmet, henüz 22 yaşında iken vefat etti.

    Şehzade Mehmet'in vefatından sonra Şehzade Mustafa bir kez daha öne çıksa da, Manisa Sancakbeyliğine bu kez yine Hürrem'in oğlu olan Şehzade Selim getirildi. Bu durum, Hürrem'in kendi oğullarından birisini sultan yapmak konusundaki ihtirasını ve gayretini göstermekteydi.

    RÜSTEM PAŞA ŞEHZADENİN MÜHRÜNÜ KAZITTI
    Saraydaki entrikalar bitmek bilmiyordu. Art arda yapılan iftiralar yavaş yavaş padişahın şahzadeye karşı olumsuz bir fikre kapılmasını sağlayacaktı. Bunda, Sadrazam Rüstem Paşanın etkisi büyüktü.

    Rüstem Paşa, gizlice şehzadenin mührünü kazıttı. Şehzade Mustafanın ağzıyla İran Şahı Tahmasba bir mektup yazdı. Şahın cevaben yazmış olduğu mektubu da ele geçirdi. Gerektiğinde bu sahte mektupları padişaha gösterecek ve şehzadenin sonunu hazırlayacaktı.

    1552 yılında Rüstem Paşa Doğu Seferine gidecek ordunun başına getirildi. Rüstem Paşa, sefer sırasında Anadoluda herkesin Şehzade Mustafayı desteklediğini gördü. Askerler arasında da, artık 60 yaşına gelmiş olan Kanuninin kocadığı, zaten son on yıldır ordunun başında sefere bile çıkmadığı, yerini bu işi gerçekten hak eden Mustafaya bırakması yönünde dedikodular yayılmaya başladı.

    KANUNİYİ OĞLUNA DÜŞMAN ETTİ
    Rüstem Paşa, bir adamını İstanbula göndererek meydana gelen olayları ayrıntısıyla Kanuniye iletti. Bu arada daha önce Şah Tahmasba yazdığı sahte mektupları da Şehzade Mustafanın aleyhine delil olarak gönderdi. Rüstem Paşa, Kanuniyi tamamen oğluna düşman etmişti. Özellikle “tahtı bırakması” yönündeki dedikoduları duyan Kanuni, iyice sinirlenmiş ve üzülmüştü.

    Kanuni Sultan Süleyman derhal Rüstem Paşayı geri çağırarak seferin ertesi yıl bizzat kendi idaresinde yapılacağını bildirdi. Ertesi yıl 1553′te İran Seferine padişah kendi çıktı. Ordu, 5 Ekim 1553 yılında Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konakladı.

    Padişahın yanında Şehzade Cihangir ve yolda orduya katılan Şehzade Selim bulunmaktaydı. Kendisine orduya katılması talimatı verilen Şahzade Mustafa, babasının kendisiyle ilgili düşüncelerinden habersiz, orduya katıldı. Kendisini çok seven ikinci vezir Kara Ahmed Paşanın ikazlarıyla bazı şeylerin ters gittiğini fark etti.

    BABASININ KENDİSİNİ ÖLDÜRECEĞİNE İNANMADI
    Akşama doğru babasının otağından kendisine doğru üzerinde kağıt bulunan bir ok atıldı. Kağıtta, babasının otağına kesinlikle gitmemesi, aksi halde babasının onu öldüreceği yazılıydı.

    Şehzade Mustafa bunu Rüstem Paşanın kendisine karşı bir hilesi olarak düşündü. Hem otağa gitmemenin babasına karşı bir saygısızlık olacağını düşündü. Ayrıca Şehzade Mustafa, babasının kendisini öldürebilecek büyüklükte bir suç işlemediğini ve Rüstem Paşa dahil hiç kimsenin , babasının kendisine ölüm kararı verebilecek derecede etkileyebileceğine inanmıyodu.

    7 DİLSİZ CELLAT TARAFINDAN BOĞDURULDU
    Çadıra giren şehzadeye yedi dilsiz cellat saldırdı. Şehzade Mustafa mücadele etmesine rağmen, cellatlar tarafından boğularak öldürüldü.

    Şehzade Mustafanın ölümü ordu arasında derin bir üzüntü ve hoşnutsuzluk meydana getirdi. Şehzadenin başına gelenlerin sorumlusu olarak tepkiler Rüstem Paşaya yönelince, padişah ortamı yatıştırmak için Şehzade Mustafaya yakınlığı ile bilinen Kara Ahmed Paşayı veziriazamlığa getirdi.

    Şehzadenin cenazesi Bursaya gönderilerek İkinci Murad türbesine defnedildi.

    MAHİDEVRAN İYİCE GÖZDEN DÜŞTÜ
    Şehzade Mustafanın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursada geçirdi.

    HÜRREMİN OĞLUNDAN MAHİDEVRANA MAAŞ
    Hürrem Sultanın ölmesinden sonra Hürrem Sultanın oğlu II. Selim Mahidevran Sultana maaş bağlattı ve 1555 yılında oğlu Mustafanın türbesini yaptırttı.
     

Sayfayı Paylaş